İçeriğe geç

ESG VE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLİŞKİSİ

Bu yazımda ESG ile sürdürülebilirlik arasındaki ilişkiyi, danışmanlık ve denetim tecrübemden edindiğim bakış açısıyla ele almak istiyorum. ESG’nin açılımını (Environmental, Social, Governance) ve tarihçesini internette bolca bulabileceğiniz için bu kısma fazla girmiyorum. Asıl değinmek istediğim konu, firmaların bu iki kavramı sık sık birbirine karıştırması ve ESG’yi bir yönetim sistemi yerine yıl sonunda hazırlanan bir rapor olarak görmesi.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK İLE ESG AYNI ŞEY DEĞİL

Sürdürülebilirlik, bir firmanın çevresel, sosyal ve ekonomik etkilerini dikkate alarak uzun vadede ayakta kalmasını hedefleyen geniş bir felsefe. ESG ise bu felsefeyi ölçülebilir, karşılaştırılabilir ve raporlanabilir hale getiren çerçeve. Yani sürdürülebilirlik “ne yapmak istiyoruz” sorusuna, ESG ise “bunu nasıl ölçüp gösteriyoruz” sorusuna cevap veriyor.

Sahada sık karşılaştığım bir durumdan bahsedeyim: bir firma üretim sürecinde suyu geri kazanıyor, enerji verimliliği projeleri yürütüyor, atığını azaltıyor ama bunların hiçbirini sistematik olarak ölçmüyor, hedeflemiyor ve raporlamıyor. Bu firma sürdürülebilir çalışıyor ama ESG performansı yok denecek kadar zayıf, çünkü kurumsal yönetişim ayağı (G) eksik ve veriler dışarıya sunulabilir bir formatta değil. Tam tersi de mümkün: bir firma güzel bir ESG raporu yayınlayıp yatırımcı ilişkilerinde kullanabilir ama bu raporun arkasındaki uygulamalar yüzeysel kalabilir. Burada devreye giren şey, ESG’yi bir raporlama görevi değil, bir yönetim sistemi olarak kurmak oluyor.

ESG’Yİ YÖNETİM SİSTEMİ OLARAK KURMAK

ISO 9001 veya ISO 14001 deneyimi olan herkes bilir: bir sistemin kağıt üzerinde iyi görünmesi yetmez, sahada yaşaması gerekir. ESG için de aynı mantık geçerli. Planla-Uygula-Kontrol Et-Önlem Al döngüsü burada da işliyor. Hedef belirlersiniz, süreçleri buna göre kurgularsınız, verileri toplarsınız, performansı gözden geçirirsiniz ve sapmalarda düzeltici faaliyet başlatırsınız.

Bunun pratikte anlamı şu: ESG çalışmasının bir süreç sahibi olması lazım, tek bir kişinin veya departmanın üstlendiği “yıl sonu ödevi” olmaktan çıkması lazım. Satın alma, üretim, insan kaynakları, finans gibi departmanların her biri kendi ESG verisinden sorumlu olmalı ve bu sorumluluk üst yönetim tarafından net şekilde tanımlanmalı.

STRATEJİK HEDEF BELİRLEME

Burada gördüğüm en yaygın hata, ESG hedeflerinin şirketin genel iş stratejisinden bağımsız, izole şekilde belirlenmesi. Sürdürülebilirlik departmanı kendi başına “2030’da karbon emisyonumuzu %30 azaltacağız” diye bir hedef koyar ama bu hedef üretim planlamasına, yatırım bütçesine veya ürün geliştirme yol haritasına hiç yansımaz. Sonuç: hedef kağıt üzerinde kalır.

Sağlıklı bir ESG stratejisi kurmak isteyen bir firmanın öncelikle şu soruları üst yönetim düzeyinde netleştirmesi gerekiyor: Hangi ESG konuları bizim sektörümüz ve iş modelimiz için gerçekten önemli (önemlilik analizi – materiality assessment)? Bu konularda nereden nereye gitmek istiyoruz ve bu süre içinde hangi yatırımları yapmaya hazırız? Hedeflerimiz somut, ölçülebilir ve zaman sınırlı mı, yoksa “daha iyi olacağız” gibi belirsiz mi?

Hedeflerin SMART olması (somut, ölçülebilir, ulaşılabilir, ilgili, zaman sınırlı) burada klişe bir yönetim tavsiyesi değil, ESG’de gerçekten fark yaratan bir disiplin. “Sürdürülebilirliğe önem veriyoruz” gibi bir cümle strateji değildir; “2028 yılına kadar üretim başına enerji tüketimini %20 azaltacağız ve bu hedefi çeyreklik olarak yönetim kurulu ile paylaşacağız” gibi bir cümle stratejidir.

KPI ÖRNEKLERİ: NEYİ, NASIL ÖLÇMELİ

ESG’nin üç ayağında somut örnekler üzerinden gitmek istiyorum, çünkü buradaki en büyük sorun genelde KPI’ların sayısında değil, doğru seçilmemesinde yatıyor.

Çevresel (E) tarafında sık kullanılan KPI’lar: karbon emisyon yoğunluğu (üretim birimi başına ton CO2e), su tüketim yoğunluğu (üretim birimi başına m³), atık geri dönüşüm oranı, yenilenebilir enerji kullanım oranı, tehlikeli atık miktarındaki değişim. Buradaki kritik nokta mutlak rakamlar yerine yoğunluk bazlı göstergeler kullanmak; çünkü firma büyüdükçe mutlak emisyon artabilir ama yoğunluk düşüyorsa bu aslında olumlu bir performans göstergesidir.

Sosyal (S) tarafında: çalışan devir oranı, iş kazası sıklık ve ağırlık oranları, çalışan memnuniyet endeksi, kadın yönetici oranı, tedarikçi denetim kapsamı (kaç tedarikçinin sosyal uyumluluk açısından denetlendiği), eğitim saati başına çalışan sayısı. Bu kategori genelde en çok ihmal edilen alan oluyor çünkü veriler İK sistemlerinde dağınık halde bulunuyor ve konsolide edilmiyor.

Yönetişim (G) tarafında: bağımsız yönetim kurulu üyesi oranı, etik hattan gelen ihlal bildirimi sayısı ve bunların kapanma süresi, veri güvenliği ihlali vaka sayısı, tedarik zincirinde rüşvet ve yolsuzlukla mücadele politikasına tabi tedarikçi oranı. Bu kategori çoğu firmada en az gelişmiş alan, çünkü yönetişim genelde “zaten var” varsayılıyor ama ölçülmüyor.

Bu üç ayağı toparlayan, sahada kullanabileceğiniz bir örnek tablo aşağıda:

ESG AyağıKPIÖlçüm BirimiÖrnek Stratejik Hedef
Çevresel (E)Karbon emisyon yoğunluğuton CO2e / üretim birimi2028’e kadar %20 azaltım
Çevresel (E)Su tüketim yoğunluğum³ / üretim birimi2027’ye kadar %15 azaltım
Çevresel (E)Atık geri dönüşüm oranı% (geri dönüştürülen / toplam atık)2026 sonuna kadar %70 seviyesine çıkış
Sosyal (S)İş kazası sıklık oranıkaza sayısı / milyon çalışma saatiYıllık bazda sıfır kayıp zamanlı kaza
Sosyal (S)Çalışan devir oranı% (yıllık ayrılan / toplam çalışan)Sektör ortalamasının altında sabit tutma
Sosyal (S)Tedarikçi denetim kapsamı% (denetlenen kritik tedarikçi / toplam)2027’ye kadar kritik tedarikçilerin %100’ü
Yönetişim (G)Bağımsız yönetim kurulu üyesi oranı%2026 sonuna kadar en az %30
Yönetişim (G)Etik ihlal bildirimlerinin kapanma süresiortalama gün30 günün altına indirme
Yönetişim (G)Veri güvenliği ihlali vaka sayısıadet / yılYıllık bazda sıfır kritik ihlal

Tablodaki hedef rakamları örnek amaçlıdır; her firmanın kendi önemlilik analizine ve mevcut performans seviyesine göre belirlemesi gerekir. Buradaki amaç, KPI ile stratejik hedefin nasıl aynı satırda, birbirine bağlı şekilde ifade edilmesi gerektiğini göstermek.

AZ AMA DOĞRU KPI SEÇME PRENSİBİ

Sahada gördüğüm bir başka hata, firmaların danışmanlık raporlarından veya rakip analizlerinden kopyaladıkları elli, altmış KPI’lı devasa listeler oluşturması. Bu listelerin çoğu bir iki yıl sonra takip edilemez hale geliyor çünkü veri toplama sorumluluğu net değil ve KPI’lar stratejik hedeflerle ilişkilendirilmemiş.

Benim önerim, her ESG ayağında en fazla beş altı KPI ile başlamak, bunları stratejik hedeflerle doğrudan eşleştirmek ve veri toplama sistematiğini sağlamlaştırdıkça kapsamı genişletmek. Bir KPI’ı listeye eklemeden önce şu soruyu sormak gerekiyor: bu veriyi kim, hangi sıklıkla, hangi kaynaktan toplayacak ve bu veri hangi stratejik karara girdi sağlayacak? Cevap net değilse, o KPI henüz olgunlaşmamış demektir.

ESG çalışması, doğru kurgulandığında firmaya sadece raporlama yükümlülüğü değil, gerçek bir yönetim avantajı sağlıyor. İşin başında sürdürülebilirlik felsefesini net bir stratejiye, stratejiyi de ölçülebilir KPI’lara bağlamak, bu sürecin en kritik adımı.

Umarım konu hakkında az da olsa fikir verebilmişimdir. Herkese ESG ve sürdürülebilirlik çalışmalarında şimdiden başarılar dilerim. Danışmanlık ve eğitim talepleriniz için iletişime geçebilirsiniz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir